PAZARTESİ SENDROMUNDAN KURTULMANIN 9 YOLU!

Pazartesi sendromu hayatının belirli bir döneminde yaşamayan herhalde yoktur.  Bazılarımız ise tüm hayatları boyunca yaşarlar…

Bunlar çok yabancıysa belki şu tanıdık gelir; pazar gününden yaşanan ve o günü de rezil eden “Pazartesi Sendromu”.  Eğer tanıdık gelmeyenler varsa sanırım bu yazı onları hiç ilgilendirmiyor ve emin olun şu an binlerce hatta belki de milyonlarca kişi tarafından imrenilenlerdensiniz.

“O zaman siz yukarıdaki temsili fotoğraftaki kadın gibi sendrom yaşayanlar için çekilemeyecek kadar mutlusunuz. “

Yazıya devam edenler bugüne kadar iş yaşamında hiç pazartesi sendromu yaşamamış birinin önerilerini okuyacaksınız…

Pazar gecesine doğru kuvvetle bastıran bir sıcaklık basar, can sıkmaya başlar ve size keyifle, rahatlayarak geçirmeniz gereken haftasonunun son saatlerini deyim yerindeyse “zehir eder”!

Bu sendrom ya da stres daha hafta başlamadan size haftasonunu iple çekmeye başlamanıza neden olur ve bir süre sonra hayat felsefeniz; “haftasonu için yaşamak” olur. Bu felsefe bir zaman sonra işinizde ve hayatınızda daha verimsiz olmanıza neden olur ve gün be gün sizi bitirir.

Hafta sonu için yaşamak derken anlatmak istediğim; Mesela hala unutmam okul zamanı pazar günlerinden nasıl rahatsız olduğumu… Belki vardır aranızda ileriki satırları okuduktan sonra o yıllara dönecek olanlar. Pazar öğleden sonra mide bulantısı ile başlar, yıkanmaya, uyumaya direnmekle devam eder ve pazartesi sabahlarını kabusa çevirir… Pazatesi gününden itibaren her gün hafta sonunu hayal ederek geçerdi. Evet okul hayatım boyunca üniversite de dahil olmak üzere belki de her gün yaşadım bu sendromu. Tek farkı bu sendrom bana sadece pazartesi günleri değil, er okul gününde gelirdi. Çünkü hiçbir zaman okul insanı olamadım.

Fakat iş yaşamına başladıktan sonra pazar günleri benim için can sıkıcı olmamaya başladı, o mide bulantıları geçti, pazartesi sabahları da artık o kadar rahatsız edici değildi! Evet, “Pazartesi Sendromu”ndan eser kalmamıştı.

Peki neden?
Cevapları aşağıdaki maddeler içerisinde…

İşte pazartesileri sevmek ve yeni haftayı umutla karşılamak için ne yapabileceğinize dair önerilerim…

1- Problemin Ne Olduğunu Bulalım!
Yıllar geçti ve bende artık Pazartesi Sendromu denen o rahatsız edici sendromdan eser kalmamıştı. Kimden “Pazartesi Sendromu”nu duyduysam düşündüm. Artık bende yoktu. Çünkü hep severek gittim işime. Çünkü hep severek çalıştığım ortamlarda yer aldım.

Buradan yola çıkarak size önerim; öncelikle sizi pazartesilerden bu kadar nefret ettiren nedir onu bulmanız gerektiği. Pazartesi sendromuna neden olan problemler büyük ihtimalle işinizle ilgilidir. Birçok kişi için aslında problem işten memnun olmamaktır. Diğer nedenler arasında iş arkadaşlarınızdan biri ya da birçoğu ile olan gerilim, patronunuzla olan problemler de olabilir. Ve bu gerilimin getirdiği stres sizi rahatsız eder.

2- Pazartesinin Geleceği Cuma’dan Belli! 
Bugüne kadar olan çalışma hayatım boyunca şunu öğrendim; her iş gününde, hatta anında bitmeli, aksamamalı. Üzerine düşen ne varsa düştüğü an itibariyle halledilmeye başlanmalı,  halledilemese bile planlanmalı, kafada çözülmeli. Bu nedenle iş biriktirmeyin. Özellikle haftasonuna doğru önünüzdeki haftaya sarkacak hiç işiniz olmasın.

Malum her pazartesinin bir cuması vardır. Haftanın en rahat günü olan cumayı daha sakin bir gün olarak geçirmekle birlikte biraz da pazartesi gününe hazırlanarak geçirebilirsiniz. Zaten keyifli bir hafta sonundan sonra gelecek pazartesi için gününüzü daha da strese sokacak işler biriktirmemeye çalışın.

3- Peki Ya Yapmaktan Keyif Aldığınız Programlar? 
Haftanın her günü aynı güzellikte, aynı değerde ve aynı keyifte! Hafta sizin için şu ayrımdan oluşmasın; eğlence hafta sonu, ciddiyet ve sıkıcılık ise diğer günlerin- özellikle pazartesilerin!  Günleri kategorileştirmeyin, günlere olumsuz anlamlar yüklemeyin. Gerçekten düşündüğünüzde aslında bunun sadece kafamızda oluşturduğumuz olumsuzluklardan ibaret olduğunu göreceksiniz. Aslında pazartesi de haftanın diğer günleri gibi oldukça keyiflidir.

Mesela kendinizi gün içerisinde motive etmek ve pazartesileri bir karabasan gibi görmemek için keyifli programlar planlayabilirsiniz. Evet hafta sonu olduğu gibi ehl-i keyf, istediğiniz saate kadar yayılamayabilirsiniz fakat en azından günün stresini atacak bir program planlayabilirsiniz. Mesela aile ile keyifli bir yemek, arkadaşlar ile bir sinema / tiyatro programı ya da hobileriniz arasında ne varsa onları içeren iş sonrası bir program…

4- Hafta Sonu Eve İş Getirmeyelim! (Ama biraz iş kimsenin canını sıkmaz) 
Belki de pazartesi sendromunu yaşamamış olmamın en büyük etkenlerinden bri haftasonunu gerçekten zihnimin ve bedenimin ihtiyacı olan aktivite ve dinlenceye ayırdığım için olabilir. Evet hayat zor, evet hepimizin farklı sorumlulukları var, inanın hepimizin var. Ama tüm bunlar maalesef ne kadar kurtulmak istesekte bizimle hep olacak zorluklar ve olumsuzluklar. Önemli olan bizim onları ne kadar gördüğümüz, ne kadar yakınımızda tuttuğumuz, onların canımızı sıkmasına ne kadar izin verdiğimiz.

Bu yüzden hafta sonlarında olabildiğince kendinizi motive edecek ve tatmin olacağınız aktiviteler yapmaya çalışın. İşi, iş olarak değil hayatınızdan bir parça olarak görürseniz eğer işiniz eliniz kolunuz gibi olacak. Ve doğal olarak yaşamınıza hiçbir sıkıntı ve probleme neden olmadan entegre olacak. Tecrübeyle sabit!

Hafta sonu eğlence, dinlencenin son dakikalarına yani pazar akşamına doğru alın elinize ajandanızı / not defterinizi sizi bekleyen haftayı kafanızda planlayın. Kendinize bir süre verin. Yarım saat, bir saat ya da ne kadar süre sizi huzursuz etmeyecekse üzerine düşünün. Bu aşamada küçük notlar alın bu sırada ve sonrasında inanın içiniz daha rahat edecek. Çünkü bu sendromun en büyük nedenlerinden biri de sorumluktan kaçarak, sizi bekleyen işlerin bir çığ halinde üzerinize doğru gelmesine neden olmak. Unutmayın! Başarılı olan birçok yöneticinin uyardığı bir noktadır bu; haftayı planlama mevzusu.

5- Erken Yatma Zamanı! 
Evet her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi hafta sonununda var. Şaka bir yana yeni bir haftaya zinde ve tam enerjiyle başlamak için erken yatmaya özen gösterin. Az da çokta sevseniz uykunun hayatımızdaki önemini sanırım bilmeyen artık kalmadı. Yani o 7- 8 saatlik uyku şart!


Sabahta olabildiğince erken kalkmaya özen gösterin, strese girmeden, güne ve haftaya telaş içinde bir başlangıç yapmamak için erken kalkmanızı öneririm. Kalkın, camdan bakın, özenli giyinin ve güzel bir kahvaltı yapıp işe doğru koyulun.

6- Giyinmek Demişken!
Dikkat ettiniz mi hiç bilmiyorum ama iyi ya da daha doğrusu özenli, mutlu olduğunuz, kendinizi içinde iyi hissettiğiniz kıyafetleri giyindiğiniz günler sanki herşey yoluda gider.  Hepimizin kendini bir yığın kadar ağır ve mutsuz olduğu günler vardır. Eşofman giyip çıkmak isteriz. Benim de oldu ve yaptımda. Ama baktım ki içimden öyle geldiği için öyle giyinmek, kendime özen göstermemek, makyaj yapmamak çokta işime yaramadı. Çünkü daha salık, kendimi evin oturma odasında oturur gibi hissettim. Ne işe konsantre olabildim ne de kendimi çevreme uyumlu hissedebildim!

Kendinizi mutlu hissettiğiniz gibi özeli giyinmenin pozitif etkisi tabii ki bir tesadüf değil. İnsan önce kendine aynada baktığında daha sonra aldığı iltifatlarla daha da mutlu olur. Bu nedenle her gün kendi tarzınızı yansıtacağınız, işiniz için uygun temiz ve özenli giyinin. Sanki en sevdiğinizle buluşur gibi, sanki her gün çok önemli bir görüşmeniz varmış  gibi. Kendinize özen gösterin. İyi hissetmeniz için bu da oldukça önemli detaylardan biri.

7- Pozitif Olalım! 
“İşimi seviyorum ama yine de var o pazartesi sendromundan biraz” diyenlerdenseniz pozitif olmak için kendinizi ilk iş günü için heyecanlandırın.

Bu ne demek şimdi?
Mesela işte yaşadığınız eğlenceli dakikaları düşünün, mesela işte sizi bekleyen güzel proje ve başarıları düşünün. İş ile ilgili kendinizi motive etmek pazartesi günlerine ve dolayısıyla işinize karşı kendinizi daha pozitif hissetmenizi sağlar.

8- Ofistekiler Mutlu Olsun Diye! 
Birini mutlu etmek sizi de mutlu ediyor mu? Beni belki de en çok mutlu eden şeylerden biri. Düşünsenize sizin gibi ayakları geri geri giden onca belki de yüzlerce kişi ile aynı ofise giriyorsunuz ve bu enerji bir sis gibi ofisin tavanından aşağı doğru çöküyor. Olur, gayet normal. Fakat bu durumu aşmak hiçte zor değil. Mesela bu pazartesi bir değişiklik sizden olsun ve ekibinizdeki, çevrenizdeki ya da aynı departmanda olduğunuz arkadaşlarınız için güzel bir sürpriz yapın. Bu kahve almak olabilir, çay molasında yemek için birşeyler hazırlamak olabilir… Fikir benden gerisi sizin sürpriz yeteneğinize kalmış.

Bunun yanı sıra ofisi daha eğlenceli gerçekten iş ile birlikte hayatın olduğu bir yer haline getirmeye çalışın. İş arkadaşlarınızla eğlenin. İş dışında şeyler konuşun. Bu pek çok ofis ya da şirkette kulak ardı edilen ve çok önemsenmeyen konulardan biridir fakat gerçekten en önemli detaylardan biridir.


9- Hafif Bir Pazartesi Olsa? 
Eğer imkanınız varsa, haftanın en önemli ve yoğun işleri sizin için “Salı” günü başlasın. Mesela toplantılar, mesela önemli tablolar ve hesaplamalar. Mutlaka elimizde haftanın ikici gününe kaydırabileceğimiz önemli fakat aciliyeti olmayan işler vardır. Bunları haftanın ikinci gününe atarak daha rahat ve çok yoğun olmayan bir Pazartesi ile sendromu tetikleyecek yoğunluğunuz olmaz.

Mutlu, sendromdan uzak, başarılı bir hafta geçirmenizi dilerim…

Müge… 

Fotoğraf: Bluesky-Pr.Net

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s