ALTIN KÜRE ADAYLARI TELEVİZYONUN GELECEĞİ HAKKINDA NE ANLATIYOR?

Bir aday listesinin açıklanmasıyla neler çıkardım?

Aralık ayında Hollywood Yabancı Basın Birliği (Hollywood Foreign Press Association), 2016 Golden Globe adaylarını açıkladı.

Yabancı basının üzerinde durduğu şey ise sürpriz aktörler ve aktrisler aday olmasıydı. Ödüller 10 Ocak gecesi sahiplerini bulacak fakat ortada daha farklı birşey var adayları biraz inceleyince. Mesela isterseniz “En İyi TV Komedi”dalında adaylara gelin birlikte bakalım;

Casual, Hulu
Mozart in the Jungle, Amazon Studios
Orange Is the New Black, Netflix
Silicon Valley, HBO
Transparent, Amazon Studios (pictured)
Veep, HBO

Mutlaka aranızdan bu dizileri izleyenler vardır. Hepsi mutlaka başarılı yapımlardır ama ben dikkati daha çok “bold” olarak işaretlediğim yayın alanlarına çekmek istiyorum.

Oldukça tuhaf bir durum çünkü listede herhangi bir Amerikan ulusal kanalı yapımı olan aday yok.

Bu noktada hiçbir ülke için adayların Amerika’nın herhangi bir ulusal kanalından olup olmaması değil, bu dizilerin yayınlandığı sistemler!

Bu sistemler istediğin zaman istediğin diziyi izleyebildiğin, içlerinden biriAmazon Studios, çektiğin kendi dizini bile yayınlayabildiğin bir platform. Bir dizi fikrin mi var? Gel beraber yapalım bile diyorlar. Hatta o kadar değişik bir platform ki; “Aklında bir senaryo fikri var ama nasıl senaryo yazıldığını bilmiyor musun?” diye soruyorlar önce. Cevabın hayırsa, üye olduğun takdirde kendi senaryonu yazabileceğin bir sistem geliştirmişler. Meraklı olanlar buyrun sizeAmazon Story Writer’a alalım.

Yani mesela bu neye benziyor. Digitürk’ün mesela var olan IQ sistemi için tamamen kendi platformalarında yayınlanacak diziler çekmeleri. Hatta senaryosu olanlara “gel bizim sistemimizde yaz, hatta gel sonra da birlikte çekelim” demesi gibi birşey.

Peki bu sistemi doğuran şey ne?

Ulusal kanallar güçlü, sınırsız bütçeleri var… Fakat?

Fakat; değişen teknoloji ile insanların değişen alışkanlıkları arasında fark ve bir de yeni nesil var!

Yani?

Yani artık televizyon başında olması gereken ve bu piyasayı domine etmesi gerekenler milenyum kuşağı. Peki onları hiç televizyon izlerken gören var mı?

Çevremden takip ettiğim kadarıyla yok!

Evet ülkemizde HBO, Amazon ya da Netflix erişimleri belki var, belki yok ama sınırlı.

Ama ülkemizde YouTube, Snapchat, Vine ve bir sürü online dizi/film izleyebilecekleri platformlar var.

Bu çocuklar ne izliyor, nasıl izliyor, ne ara izliyor?

İstedikleri zaman istedikleri şeyi izliyorlar.

Belirli zaman kısıtlamalarından hoşlanmıyorlar, biz büyükler gibi prime time’da televizyon karşısına sanki bir daha izleyemeyecekmiş gibi yapışmıyorlar. Çünkü biliyorlar o bölüme, o filme istedikleri her an ulaşabilirler.

Amerikada yapılan bir araştırmaya göre;

18-24 yaşındaki gençler ayda en az 40 saat akıllı telefonlarıyla vakit geçiriyorlar. Gelelim 14-25 yaş arasına, yani milenyum kuşağının da dahil olduğu aralığa. Bu yaş aralığında televizyon izleyen sayısının oranı%43, 68 yaş üzerinde ise %90.

Hemen tam da bu araştırma sonucunun üzerine size bir örnek vermek isterim. Bir süredir anneannem bizimle kalıyor. Tatile geldi bırakmadık ve gözlemlediğim bu şey tam da aslında araştırmaları anlatıyor. En küçük kardeşim 2000’li anneannem ise 70’li yaşlarda.

Yemek sonrası anneannem bir elinde çayı, bir elinde meyvesi televizyon karşısına kurulmuş heyecanla dizinin başlamasını beklerken,  aynı anda kardeşim elinde laptop’u ile takip ettiği dizinin yeni bölümlerini bir çırpıda reklam meklam beklemeden izlemeye çıkıyor. Ve yine o anneannem reklam aralarında o belirli dakikalar içerisinde çayını ve meyvesini tazelemeye gidiyor, yapması gereken şeyleri acele ile yapıp yeniden yerini kapıyor. Kardeşim ara sıra mola veripte yanımıza gelirse halimize şaşırıyor. Çünkü teknoloji hastası ben bile o dizi yayınlandığı an televizyon karşısından çok önemli bir işim yoksa kımıldamıyorum. Belki de biz sokakta oynayan son çocuklar olduğumuzdan o alışkanlıklardan vazgeçemiyoruz ama inanın biz o son nesiliz. Ve kardeşim bize biraz küçümseyen, biraz da şaşkın bakışlar atarak tekrar yeni bir dizi ya da bölüme geçmeye çıkıyor.

Bu aslında kanal yöneticileri ve medya çalışanları için aslında çok büyük bir mesaj niteliği taşıyor.

Charles Darwin’in de dediği gibi;

“Hayatta kalan güçlü olan değildir, değişime ayak uydurabilendir!”

P.S: Bu arada adaylar arasında Türkiye ve Fransa ortak yapımı da bulunuyor. “Yabancı Dilde En iyi Film” kategorisinde aday olan“Mustang”; Karadeniz kıyısında yaşayan beş kız kardeşin özgürlükleri için verdikleri mücadeleyi anlatıyor. Başrollerinde ise; Güneş Şensoy, Doğa Doğuşlu, Elit İşcan, Tuğba Sunguroğlu ile İlayda Akdoğan’ın yer alıyor.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s