BENİM OLANI ÇALAMAZSIN!

“Hayal gücü, yaratıcılığın başlangıcıdır. Neyi arzu ederseniz onun hayalini kurarsınız ve neyin hayalini kurarsanız sonunda onu elde edecek yaratıcılığı bulursunuz.” 
George Bernard Shaw

Buluyoruz da, bazılarımız şanslı bir kesim bunu buluyor. Burada bir sorun yok!

Sorun şu;  biz bulanların hayallerinin ve emeklerinin çalınması!

“Hayatta en çok neye sinir olursun?” diye sorarsanız büyük ihtimalle yaptığım, yazdığım, üzerine çalıştığım bir şeyi beni, benim hayallerimi hiçe sayarak sanki kendisininmiş gibi kullanan insanlara. Biz üreten insanlar olarak en büyük sıkıntı da bu zaten. Bir yerde aklındakileri, hayalindekileri zikretmen çok büyük bir sorun. Çünkü kimin senden neyi çalacağı hiç belli olmuyor.

Hırsızlık illa eşya, fotoğraf vb. soyut şeyleri çalmakla olmuyor. Onu kanıtlıyorsun da, fikrin çalındığı zaman bir şey yapamıyorsun. İstediğin kadar benim de. Kanıtla? Nasıl? Yapamazsın! “Düşüncelerimi çaldı, ben yapacaktım, ben düşündüm, söylediklerimi çaldı” diyebilir misin?

Şükürler olsun ki, Google başta olmak üzere artık blog yazılarımız, yazdıklarımız yani biraz da olsa korunuyor. Copy – paste dönemi bitti yani. Yazılarımızı artık birçok yerde kopyalanmış şekilde görmüyoruz. Çünkü bas bas bağırıyorlar “copy- paste” yazı Google tarafından görülmeyecek diye. Aramalarda öne çıkmayacak diye.

Hitap şeklim, yazdıklarım, söylediklerim kısacası her şey çalınmaya çok müsait. Ve zaten çalınıyor da. Ama diyemiyorsun ki; “kardeş sen de hayal et, sen de düşün, sen de bir şeyler üret” Meraklıyız hazıra konmaya var olan üzerinden kendimizden bir şey katmadan yola devam etmeye ve onun üzerinden kazanç sağlamaya.

Merak etmeyin bu sadece bize özel bir davranış değil. Hata nereden kaynaklanıyor; bence üretmeyen, üretemeyen ve kendi yolunu bulamamış insanlara çekici geliyor. Tasarlanmış, var olan haliyle kabul görmüş bir şey üzerinden yürümek.

Çok hoşlanmam “şöyleyim, böyleyim” demekten ama herkesin söylediği üzere sonradan kendimin de keşfettiği bir yeteneğim var, çok güzel hayaller kuruyorum, gerçeğe yakın hayaller, gerçeklik payı olan hayaller.

Ben hayal diyorum ama onlar proje diyorlar buna. Sohbet arasında, bir toplantıda anlatıyorum ya da bir blog yazısında paylaşıyorum.

Dinliyorlar, okuyorlar ve o sırada birçoklarının aklından şu geçiyor; “biz bunu kendi içimizde de hallederiz”

“Halledemezsin işte!” diyemiyorsun, gerçeği dillendirmediklerinden söyleyemiyorsun.

Sonra arkamı dönüyorum ve bir gün ben hayata geçirene kadar benden duydukları kadarıyla bir şey yapmaya çalışıyorlar. Eksik ya da fazla ne fark eder? O benim hayalim! İşte bu iş biraz vicdan işi. Bu ticaret filan değil. Onu baştan söyleyeyim. Ticarette, iş yaşamında başarılı olmak böyle bir şey değil!

Madem yatırım yapmak istiyorsun, madem işe yarar bir şeyler üretmek istiyorsun, zaten hazır hayali var her ayrıntısıyla düşünülmüş “Gel beraber yapalım” de, “Kullanabilir miyim?” diye sor, canımı ye. Ama kalkıpta ben düşündüm, aklıma geldi, hayal ettim deme!

“Birlikten kuvvet doğar”, “Bir elin nesi iki elin sesi var” bunlar boşuna denmemiş. Gel beraber büyüyelim. Güçlerimizi birleştirelim. Ama ona da yok. İlla ben daha iyisini yaparımcılık. Ama fikir? O benim. Onu yapamadın!

İnsanın canını onun oluşumundan çok bu yaralıyor. Fikre, icraata, üretime, tasarıma, kreativiteye değer verilmemesi. Bu davranış bir kere senin sayılmadığını gösterip özgüvenini kırıyor. İkincisi bir süre de olsa üretmeye küsüyorsun. Üretmek adına bazen senelerini, bazen çok büyük riskleri ve bazen de  sana göre çok büyük bütçeleri göze alıyorsun.

“Eee anlatma o zaman?” diyor olabilirsiniz ama iş işte anlatmazsan işi nasıl alacaksın? Nasıl etkileyeceksin? Korunmuyor ki üretilen fikirlerin hakkı!

“Bir şeyler görürsünüz ve ‘Neden?’ diye sorarsınız. Bense asla orada olmayan bir şeyleri sezerim ve ‘Neden olmasın?’ derim. ”
George Bernard Shaw

Bir fikirle geliyorlar bana “Şöyle yapsak?” diye tavsiye alıyorlar. Ben o sırada tüm sessizliğimle dinliyor ve bir yandan da başlıyorum hayal kurmaya. Karşımdakiler ise onları dinlemediğimi düşünüyorlar. Aslında ben sadece anlatılanla hayalimdekileri birleştirip bir puzzle’ı bitirmeye çalışıyorum.

Onlara anlattıkları dünyaya başka bir yönden bakmalarını söylüyorum. Bambaşka bir resim çiziyorum, gözlerinin ışıldadığını görüyorum.

Zor bir süreç tabii. Bunu nasıl yapıyorsun? diye sorarsanız yaşamışlıklar, tecrübelerim, okuduklarım vs. Biriktiricilik gibi bir şey. Beynim bana sorarsanız çöplük gibi. Ne kadar gerekli gereksiz bilgi var bir arada. Ama atamıyorsun böyle bir özelliği var biriktiriyor. Ve neyin ne zaman işe yarayacağı hiç belli olmuyor. Durum böyle olunca da atmak istemiyorum, arınmak istemiyorum. Onlarla birlikte yaşamak çok zor ama çok faydasını görüyorum.

İşte bunlar çalındığı zaman, hayatım, beynim çalınmış gibi hissediyorum. Sanki beni çalmışlar gibi hissediyorum. Gerçekten o haksızlık duygusu o kadar acı ki, başta canın acıyor sonra sinirleniyorsun. Sonra deliriyorsun.

Herşeyin bir bedeli var, sadece e-posta iletenler var binlerce lira alıyorlar ama en önemli şey olan fikir üretebilmenin bir bedeli değil, bir ödülü bile yok. Fikir kapanın elinde kalıyor.

Şimdi nereden esti bu? diye sorarsanız hemen anlatıyorum;
joy_film_star_cast_jennifer_lawrence_hd_image
Birincisi dün gerçek bir hikayeden “Sihirli Süpürge”nin tasarımcısı Joy Mangano’nun hayatının anlatıldığı Joy filmini izledim.

Joy’un çalınan süpürge tasarımı için savaşması gerçekten çok derinden etkiledi beni. İster bir ürün olsun, ister bir tasarım, ister bir yazı, ister bir söz onun senden habersiz başkaları tarafından kullanılması? İnsanın canını nasıl acıtıyor biliyor musunuz? Gerçekten üretenler, kafa patlatanlar beni anlarlar.

Joy süpürgesi için savaş verirken sanki ben savaştım. O süpürge çizimlerini bulduğu an benim canım acıdı. Sanki bana ait bir şeyi çaldılar.

joy-gallery6-gallery-image

Ürününün ilk tanıtımını izlediği an ben delirdim ekran başında “öyle değil, öyle yapmayacaksın, kendine doğru çekeceksin o sapı” diye ben kudurdum. Bir insanın kendi hayalini, kendi ürettiği şeyi kendinden başka kim daha iyi anlatabilir ki? Canla başla? Kim?

joy_film_still-xlarge
Ve sana inanan tek insanın da hayatını kaybetmesi, senin gözünden gören tek insanın sadece varlığıyla, bir bakışıyla destek olan birinin bile gitmesi… Canını çok acıtıyor!

2F8EFBF400000578-3369830-_to_riches_in_the_just_released_extended_trailer_for_her_new_mov-m-29_1450752481102
Ve eğer haklı mücadelende savaşı kazanırsan, sonunda böyle oturabilmek için ne mücadele verdiğini bir sen, bir Allah bir de seni anlayanlar biliyor.

 

İkincisi ise bugünlerde moda dünyasındaki bir skandal ve dava haberi.
Ünlü ayakkabı markası Aquazzura, Ivanka Trump’ı tasarımlarını çalmakla suçluyor. Gelin o iddia edilen tasarımlara bakalım;

4-6236a6b010

 

3061224-poster-p-1-ivanka-trump-picked-a-seriously-hideous-shoe-to-copy-lawsuit-alleges
USA Today haberine göre İtalyan lüks ayakkabı markası Aquazzura, Ivanka Trump’ı tasarımlarını çalması nedeniyle uzun bir savunma ile dava açmış. Ünlü ayakkabı markasının tasarımları arasında bulunan ve daha önce Solange Knowles, Olivia Palermo gibi ünlüler tarafından giyilen 785 dolara satılan ayakkabısı Wild Thing, Ivanka Trump markası altında Hettie ismi ile 650 dolara satılıyor.

Aquazzura tarafından yapılan açıklamada sadece bu tasarımın değil aynı zamanda Forever Marilyn ve Belgravia tasarımlarının da Ivanka Trump tarafından kopyalandığını iddia ediliyor.

Trump’ın avukatı Matthew Burris USA Today’e yaptığı açıklamada “Bu temelsiz bir iddiadır” diyor. Ivanka Trump’ın firmasından yapılan açıklamada ise şirketin finans müdürü ve şirket ortaklarından Marc Fisher; “Ayakkabılar trend bir modele sahip veherhangi bir yasayla korunan bir ürün değil. Ayrıca birçok firma tarafından da kullanılan tasarıma sahip.” diyor.

Yorum sizlerin…

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s