BU ŞİRKETTE ÇALIŞANLAR NEDEN ÖĞLE YEMEKLERİNİ HEP BERABER YİYOR?

Son 20 yıldır biraz sonra okuyacağınız tasarım şirketinin tek bir kuralı var; öğle yemeklerinde tüm çalışanlar bir arada olmalı!

Bir Alman tasarım şirketi olan Studio 7.5’in herkesin mutlaka uymasını bekledikleri kural; tüm şirket çalışanlarının ev yemeği sunulan öğle yemeklerinde bir arada olmaları.

Şirketteki her çalışanı bir toplantıda toplamak zor hale gelince ve birçok kişinin de toplantıdan hoşlanmaması, şirket çalışanlarını farklı bir şekilde bir arada olma fikri üzerine düşünmeye itmiş.

Çözüm: Beraber bir öğle yemeği!
Bir masa etrafında toplanıyorlar, raporlarını, günlük işlerini ve yapılacakları öğle yemeğinde tek bir masa etrafında paylaşıyorlar. Tıpkı bir aile nasıl akşam yemeklerinde bir araya gelip günlerini değerlendiriyor, birbirlerini tecrübe ve yaşadıkları ile besliyorlarsa onlar da aynı şekilde ilerliyorlar.

1992’de kurulan şirketin kurucu ortaklarından Carola Zwick bu konu hakkında şunları söylüyor;

“Herkesin yemek yemeye ihtiyacı var. Bu uygulama sayesinde her gün bir kez tüm herkesi bir masa etrafında toplamayı düşündük. Ve işe yaradı.”

Her gün saat 1.00 – 1.30 arası mutfak görevlisi Katia tarafından zil çalınıyor ve şirkette ne kadar çalışan varsa bir araya geliyor. Hatta ofisi ziyaret eden misafirler bile.

“Tıpkı ailede olduğu gibi stratejik hedefimiz vardı. Tüm çalışanları bir arada toplayıp ajandaları, rutin işleri ve hikayeleri hakkında paylaşımda bulunmaları konusunda cesaretlendirmek.” diyor Zwick.

Şirketin diğer bir kurucu ortağı olan Scmitz bu konuyu şöyle özetliyor;

“Çok yoğun çalıştığımızdan genelde boş zamanımız olmuyor. İş zamanı içerisinde hem güzel zaman geçirebileceğimiz hem de çalışabileceğimiz bir ortam olmalıydı”
Studio 7.5 birçok firmaya da bu konuda öncü olmuş. 2015 senesinde Cornell Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmada bu yöntemin oldukça yararlı olduğunu kanıtlıyor. Bu tür etkinliklerin iyi hissetme etkinliği olduğunu ve aynı zamanda grupça beraber yemek yemenin grup performansını olumlu yönde etkilediğinden bahsediyor.

Paylaşılan öğünler bir şirketin değerlerini ifade etmek ve anlamlandırmak için bir metafor da diyebiliriz. Studio 7.5’da servis edilen yemekler şirketin felsefesini de yansıtıyor. Nasıl diye sorarsanız? Tıpkı ürettiklerinde olduğu gibi yemekleri de kaliteli malzemelerden yapılmış, fikirler de olduğu gibi taze ve tasarımlar kadar gibi özgün ve organik malzemelerden oluşuyor.

“Biz dürüst ve sürdürülebilir bir tasarımı hedefliyoruz, bu aynı zamanda öğlen yemeği öğünlerimizin tanımına da uygundur.” diyor Zwick.

Şirketin kurucuları Zwick ve Plikat en sevdikleri tarifleri toplamış ve bu aktiviteyi planladıktan sonra ilk iş olarak bir şef tutmuşlar. Bugün şirket içi iletişim için planladıkları öğle yemekleri onlara yeni ve özgün şeyler yapmanın da kapısını açmış. Bunlardan biri arkadaşlarına ve müşterilerine  sürekli genişlemekte olan şirketlerinin birer tarif kitapçığını ve Black Studio 7.5 önlüklerini hediye ediyorlar.

Firmanın aşçısı Katia hala ilk menüdeki yemekleri pişirmekle beraber menüye farklı lezzetler de eklemiş. Bunlar arasında; lazanya ve osso bucco gibi tatlar ve Kinder Sürpriz Yumurtalardan oluşan tatılarda bulunuyor.

1990’lardan beri beraber yemek yiyen şirket çalışanlarının çoğunlukla aynı yemekten hoşlandığı belirtiliyor. Katia ayrıca diyet tercih eden veya zorunluluğu olan misafirler için daha farklı yemekler hazırlıyor. Örneğin; balıktan nefret eden Polonyalı model için domuz göbeği ve İsrailli stajyer için ise koşer.

Daha önceleri kumaş kesimi ve model yapımı için kullanılan meşe masa, bir düzine insanı sığdırabilecek şekilde yeniden tasarlanmış. Bu da şirket iletişimini ve verimi artırmak amacıyla küçük bir ekiple sürdürmek istediklerini yansıtıyor.

“Bir masayı paylaşma kavramı o masanın boyutu ile sınırlıdır. Bu Son Akşam Yemeği gibidir; sadece 12 mürit ile sınırlısınızdır. Bu basit masada neredeyse demokratik bir ruh bulunmaktadır.” diyor Schmitz.

“Öğlen yemeğinde sohbetler makarnanın geometrisi hakkında müzakereler gibi çoğu zaman tasarım odaklı ya da havuçları dilimler halinde doğramanın yemeğin tadını nasıl değiştirdiğiyle sonuçlanıyor” diyor Zwick.

Ancak günlük öğlen yemeği ajandasında işin sadece bir tane kalıcı sırası vardır o da: “Yemek yerken bir sonraki günün öğününde ne olduğunu tartışmak.” demiştir Zwick.

Bana sorarsanız bu gerçekten önemli bir detay. Bir önceki işimde de küçük bir ekiptik ve olabildiğince iş arkadaşlarımızla yemek yiyorduk. Şimdi değerlendirdiğim zaman aslında birbirimizi daha iyi tanımamızı, iş dışında da beraber sosyalleşebildiğimiz, odağı iş olmayan ama sonu iş konuları ve tartışmaları ile biten yemekler oluyordu. Gerçekten bu yöntemin şirket içi iletişimi olumlu yönde etkilediğini düşünüyorum. Çünkü iş yerlerinde giderek çalışanların birbirlerine, yöneticilerin çalışanlara saygısının düştüğü bir ortam oluşmaya başladı. Bu tür etkinlikleri zorunlu tutmak bu ilişkilerin daha sağlam bir temele oturmasını ve ayrıca birlik olabilme düşüncesinin benimsenmesini kolaylaştıracağını düşünüyorum.

Saygılar,

@MugzTheBlogger

Kaynak: Fast Company

Fotoğraf: Kaboompics

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s