GARAJLARDA BAŞLAYAN DÜNYA DEVİ OLAN 13 GİRİŞİM!

Benim bir hayalim vardı; kendi işimi yapmak!


Ne yapacağımı, nasıl yapacağımı bilemiyordum ama kendi işimi yapacaktım. Çünkü 5 sene farklı firmalardaki iş tecrübelerimi bir araya getirip, dersler çıkarıyordum kendime hep ve hayal ediyordum hayalimdeki ofisi…

“Ben olsam nasıl yapardım?” diye soruyordum hep kendime. Bundan tam bir sene önce kendi şirketimi kurdum. İçerik benim işim. İçerik üretiyorum sınırsız ve koşulsuz bir sevgiyle. Medyaya bayılıyorum, kreatif işlere bayılıyorum. Hal böyle olunca bir “içerik pazarlama” şirketi benim için idealdi. Ama her iş değil, içerik fikirleri, içerik planı, proje fikirleri vb. şeyler sunuyor olacaktım. Kafamda netti net olmasına da, Türkiye için erken miydi? Evet, çünkü ben yaptığım şeyin tam olarak ne olduğunu bilmeme rağmen başkalarına anlatamıyordum, annem bile tam olarak bağlantı kuramıyordu. Çünkü sektör kendi içinde yazı yazmak olarak küçümsediğimiz işi olabildiğince hor görmüştü senelerdir. Kimse kelimenin gücüne biz yazanlar kadar inanmamıştı belki de.

Şirketi kurmuştum, ne yapacağımı da biliyordum ama nerede çalışacaktım… Sonuçta bir start up olarak başlıyordum. Öyle önümü görmeden havaya para saçacak halim yoktu! Hayal gücü yüksek bir insanım, bu konuda çok mütevazi olamam. Tasarım yönüm kuvvetlidir. Zaten bu işi yapmıyor olmasaydım mezun olduğum Uluslararası İlişkiler bölümü yanıma kar kalacak ve ben ya Moda Tasarımı ya da İç Mimarlık okuyacaktım. Birçoklarına göre mekanlar ve kıyafetler hakkında olan fikir ve tasarladıklarım çok uçtu. Ama bana göre hiç değildi. Olan üzerinden gitmeyi, yenilemeyi, karmaşayı düzenlemeyi, bozuk olanı onarmayı kısacası elindeki ile birşeyler yapmayı ilke edinmiş biri olarak, düşünmeye başladım; “elimde olanla ne yapabilirim acaba?” diye.

Hep aklımda bir fikir vardı ama birlikte yaşadığım insanlar buna ne der diye tereddüt duyduğumdan çok sesimi çıkaramadım uzun zaman. Şirketi kurduktan ve bir düzene ihtiyaç duymaya başladıktan sonra fikrimi öncelikle anneme açtım. Benden daha çok heyecanlandı. Fikirlerimi uçuk bulan insanlardan biri olan annem benden bu konuda daha uçuk çıktı.

Bir ofis olarak garaj?

Olur mu? Olur ve oldu! Çokta güzel oldu, çokta harika oldu!

Hepim,iz kolları sıvadık ve giriştik atıl ve dağınık duran garajı düzenlemeye. Evin neredeyse tüm kullanılmayanlarının bulunduğu garajı bir ev-ofise çevirdik. Ve neredeyse yeni hiçbirşey almadan. Önce işim için hayal dediler, sonra ofisim için. Ama benim de bir inadım vardır. Aklımdaki şeyi başarmadan rahat durmam! O aklımın verdiği komutu tam anlamıyla yerine getirmeden içim rahat etmez, kendime zarar veririm.

O atıl, dağınık garaj şimdi konu komşunun dahi geldiği, muhteşem fikirlerin doğduğu, insanların iş ve daha birçok şeyi düşünmek  ve konuşmak için bir araya geldiği bir alan ve ışıkları kapalı olduğu zaman insanların içini bir huzursuzluğun kapladığı bir yer oldu.

Ev ofisim zor zamanlar geçirdi, çünkü şirketi faaliyete koyduğum süreç ülkemiz için zor bir sürece denk geldi. Ama tabii ki durmadım, ürettim, ürettikçe ürettim. Bol bol yazdım, biriktirdim. İş yok deyip köşeye çekilmedim. O ışıklar belki bazı günler hiç yanmadı, yanamadı ama oradan bir destek defterim hep yanımda gezdi benimle.

Diyeceğim o ki, yeni bir şirket kurmak kolay değil. Onu ayaklandırmak hiç ama şahlandırmak hiç hiç kolay değil. En az bir sene derler ama malum süreç belki bunu biraz daha erteler fakat şimdiden beklediğimden de öte bir gelişme yaşıyorum. Çalışmak, çalışmak, çalışmak…

İnsanlardan kopmadan, insanlarla birlikte çalışmak. Sürekli arı gibi çalışıyor muyuz ? Hayır tabiiki. Kahve saatlerimiz var, dedikodu saatlerimiz var, yeni iş fikirleri için bu garajın bağımlıları ile beyin fırtınalarımız var ve inanılmaz şeyler çıktı şimdiden söyleyebilirim. Ev sıcaklığında, evden bağımsız ama o annenin yemeklerinin kokusu ile iç içe bir yer oldu bu garaj…

Bunları neden yazdım? Garaj ofisleri hep sevdim, hayalimdi işte… Okumak bana göre hiç olmadı, çalışma insanıydım ben, esnaf ruhlu biri. Amaç para değil, insan kazanmak oldu hep benim için. Ve zaman zaman garajlardan doğup dünyanın en iyisi olan şirketlere döner bakarım, o hedef hiç kaybolmasın, o inancımı hiç kaybetmemek için. Varsa böyle bir fikriniz sizler içinde ilham olması amacıyla paylaşıyorum garajdan doğan başarılı işleri.

Belki bir HP, bir Google kadar olamam kocaman bir hayaldir ama içimden bir sesin hep söylediği gibi “kim bilir, belki de…”

P.S: Garaj bahane yeter ki hep hayal edin! Ve hep söylediğim gibi inanın, hayal ettiğimiz kötü de olsa, iyi de olsa bir gün oluyor. O yüzden siz en iyisini hayal edin.

Yankee Candle 
garajdan-dogan-sirketler-yankee-candle

 

Amazon
garajdan-dogan-sirketler-amazon

Google
garajdan-dogan-sirketler-google

HP – Hewlett Packard 

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

 

Mattel
garajdan-dogan-sirketler-mattel

Microsoft
garajdan-dogan-sirketler-microsoft

Walt Disney 
garajdan-dogan-sirketler-walt-disney

Harley Davidson 
garajdan-dogan-sirketler-harley-davidson

 

Apple
garajdan-dogan-sirketler-apple

Nike
garajdan-dogan-sirketler-nike
The Beatles
garajdan-dogan-sirketler-the-beatles

 

Patagonia
garajdan-dogan-sirketler-patagonia

 

Lotus Cars
garajdan-dogan-sirketler-lotus-cars

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s